23 Mayıs 2017 Salı

Al Sincar'ı ver Rakka'yı


Amerikalıların ünlü Washington Ortadoğu Enstitüsü geçtiğimiz günlerde toplanıp YPG'yi konuşmuş. Bu tarz cemiyetler arada bir toplanır. Dedikleri de öyle sıradan şeyler olmaz. Bu kez YPG'ye verilen Amerikan desteğinin Türkiye'yi nasıl tedirgini ettiği hatta sinirlendirdiğini konuşmuşlar. Yalan da değil hani, ABD nicedir IŞİD'le savaştığı gerekçesiyle YPG'yi destekliyor. YPG dediğin şey, PKK'nın amcaoğlu. Yani Türkiye'nin baya baya terör örgütü gördüğü bir çete. Amerikalılar, sıkı müttefiki Türkiye'yi YPG nedeniyle küstürdüğünün farkında. Fakat meseleyi halledeceklerine de inançları tam.
Konuşmacılardan biri ABD Dışişleri Bakanı Yardımcısı Jonathan Cohen'miş. Kral adam şu Cohen... Ne de güzel anlatmış. Türkiye ABD'nin has adamıymış, YPG dediğin neymiş, bugün var yarın yok... IŞİD'le mücadele etmesi için desteklenen basit bir örgütmüş. Hem ABD, YPG'yi kara kaşı kara gözü için değil, elde avuçta başka örgüt bulunmadığı için, mecburen destekliyormuş. IŞİD ortadan kalkınca, YPG'nin desteklenmesine gerek kalmayacakmış. Bu yüzden Türkiye'nin tedirgin olmasına, kızıp küsmesine hiç gerek yokmuş.
"En önemlisi Amerika ile Türkiye arasındaki ilişkiler geniş ve derin, YPG'yi Rakka için kullanmakla ilgili anlaşmazlık taktiksel bir konu. Bunun, Türkiye’ye yönelik güvenlik taahhüdümüzde stratejik değişikliğe etkisi olmayacaktır. Amerika YPG’yi savaş alanı ortağı olarak görüyor, çünkü Suriye’nin o bölgesindeki tek güçler, Rakka’yı kurtarabilecek kapasitedeler, onlarla ilişkimiz geçici, harekete dayalı ve taktiksel."
Mr. Cohen'e sormak lazım... Daha geçtiğimiz hafta IŞİD Karşıtı Koalisyon Güçleri Sözcüsü Albay John Dorrian, IŞİD'le mücadele tamamlandıktan sonra YPG'ye verilen silahların geri alınmayacağını söylemedi mi? Madem YPG ile kurulan ilişki geçici, silahlar niye kalıcı? Üstelik Mr. Cohen'in unuttuğu bir şey daha var. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan açık açık YPG desteklenmediği taktirde Türkiye'nin Rakka operasyonuna katılacağını beyan etti. Faydası zararı tartışılır ya... Erdoğan böyle bir "güzellik" yapmak istemiş. Türkiye dediğin koca devlet, sıradan bir örgüte mi benzer... Ama yok, Mr. Cohen YPG'yi "Rakka'yı kurtarabilecek tek güç" olarak niteliyor. ABD Dışişleri Bakanı yardımcısının Erdoğan'ı duymayacak hali yok. O halde Amerikan hariciyesi Türkiye'yi neden Rakka'yı kurtarabilecek güç olarak görmüyor?
Nedeni basit aslında. ABD, terör örgütü YPG'yi dünyanın gözünde sünnet ettirip adam etmenin peşinde. Bu nedenle önce YPG mevzilerini dayayıp döşüyor. Sonra da IŞİD'in üzerine salıp, zafer sahibi etmenin peşine düşecek. Böylece bombalar patlatıp kafa kesen IŞİD'in hakkından gelen terör örgütü YPG olacak sana özgürlük savaşçısı. Plan güzel de... Hemen kuzeydeki "müttefik" Türkiye YPG'nin güçlenmesinden rahatsız. Daha geçen yıl Azez-Cerablus hattına girip YPG'nin kantonlarını iki böldüğü yetmezmiş gibi, şimdi de sınır hattı boyunca YPG mevzilerini bombalıyor, örgütün ikmal hattını hedef alıyor. Bırakmıyor ki YPG şöyle ağız tadıyla IŞİD'i süpürüp sünnet edilip adam olsun... İşte Mr. Cohen, huylanıp bu planı bozmaması için Türkiye'yi teskin etmenin peşinde. Ümit dağıtıp duruyor.

"Biz bunu Türkiye’nin ulusal güvenlik çıkarlarını dikkate alarak yapmak istiyoruz. Menbiç konusunda da Türkiye’ye taahhütler vermiştik, sonunda bunlar tamamen gerçekleşmedi, bir sonraki adımda daha iyisini yapmaya ihtiyaç var."
Mr. Cohen uygulanacak planın Türkiye'nin ulusal güvenlik çıkarlarını dikkate alarak yapılacağını söylüyor. İyi hoş da, Türkiye'nin terör örgütü olarak gördüğü YPG'yi silahlandırıp, eğitip tehdit olmasını nasıl engelleyecek, o kısmı söylemiyor. Sadece söz veriyor. Üstelik hemen sonra, Membiç konusunda verilen sözün nasıl da yerine getirilmediğini anımsıyor... Eh sağolsun. Bizden çok yaşayacak. Belli ki, Mr. Cohen YPG'nin Membiç'ten tahliye edilmesini desteklemiş ama ABD yönetimi buna yanaşmadığında konuyu eleştirmiş.
Konuşmasını bitirmeden önce bir kaç cümle daha gevelemiş Mr. Cohen, hem de ne cümle... ABD'nin YPG'yi özerklik konusunda desteklemeyeceğini söylemiş. Sonra da "Bölgede yaşayanların kendi geleceklerini konusunda verdikleri kararları" destekleyeceklermiş. Ha Osman Hacı ha Hacı Osman... İkisi de aynı. Pek alem bu Mr. Cohen.
Diğer bir konuşmacı, 28 Şubat'ın önemli figürlerinden Alan Makovsky Mr. Cohen'den pek daha gerçekçi.

"Rakka ele geçirilince YPG’yle işim biter’ anlayışı gerçekçi değil. Bence YPG gerçekten PKK’yla bağlantısını kesmeli, Türkiye YPG-PKK bağlantısı devam ettiği sürece sınırda asla rahat olmayacaktır, ayrıca daha kapsayıcı olmalılar, Bu Türkiye ile çözülmeli."
Mr. Makovsky Amerikan hariciyesini hariciye vekil yardımcısından daha iyi tahlil etmiş. ABD'nin YPG ile ilişkisinin Rakka ile sınırlı olmadığının farkında. Dolayısıyla Türkiye'yi bu duruma ikna edebilmek için dahiyane bir yöntem bulmuş(!) YPG'nin PKK ile ilişkisini kesmesi halinde, Türkiye'nin YPG'yi tanıyabileceğini düşünüyor. Oysa PKK dediğin şeyin YPG ile yapışık ikiz olduğunu bilmeyen mi var?
Belli ki Amerikalılar Türkiye'nin YPG konusunda bu kadar dişli çıkacağını hiç düşünmemiş. İki uyduruk söz, bir takım yabancı yatırım müjdesi ile Türkiye'nin YPG'yi tanıyacağına ihtimal vermişler. Haksız da sayılmazlar. Türkiye 2015'te YPG'ye Fırat'ın batısını yasaklamasına rağmen YPG nehri kolayca geçti ve Membiç'e yerleşti. Türkiye bir iki esip gürlediyse de yağmadı. Türkiye'ye uyduruk iki söz verildi. Türkiye de tatmin oldu. Arada bir ahaliyi teskin etmek için estiyse de, yine yağmadı. Bu hadiseden cesaret alan Amerikalılar, Türkiye'nin YPG'ye verilecek desteğe de esip, gürleyip yağmayacağını tahmin etmişler. Amma, 15 Temmuz'un TSK'da yaratacağı etkiyi hiç hesaba katmamış olacaklar ki, önce Fırat Kalkanı Harekatı, ardından TSK'nın Sincar'ı bombalaması Türkiye'nin esip gürlemenin dışında yağmaya da başladığını dünya aleme gösterdi.
Şimdi Amerikalılar Türkiye'yi bu işe nasıl ikna ederiz diye düşünüp duruyor. Birisi çıkıp, YPG'yi Rakka'dan sonra satacağız diye ima ediyor, olmuyor, öteki çıkıp PKK'yı YPG'den ayırmaktan bahsediyor, inandırıcı gelmiyor.
Fakat Amerikalıların kesesindekiler bunlardan ibaret değil. Mr. Cohen üfürdüklerinin dışında esaslı bir konuyu açıyor. PKK'nın Sincar'dan çıkarabileceği ihtimalinden bahsediyor.


"Tabii ki PKK’nın Sincar’dan çıktığını görmek istiyoruz. Açık olalım PKK Sincar’ı kontrol etmiyor, orada bulunuyor. Orada Peşmerge güçleri de var. KDP ve hükümet de PKK’nın oradaki varlığına karşı. Musul olayı bitince hem Kürt yönetiminden hem de Bağdat’tan artan baskı görecekler, Birlikte ortak hareket ederek PKK’yı gönüllü olarak ya da başka şekilde bölgeden çıkarmaya çalışacaklar."
Mr. Cohen meselenin bam teline dokunuyor. Zira Sincar öyle sıradan bir bölge değil. Türkiye'nin ticari ortağı Barzani'nin hak iddia ettiği bir bölge. Peşmerge nicedir Sincar'a yerleşmeye niyetlense de, PKK'nın şehirdeki varlığı bu planı bozuyor. Türkiye ise bu konuda Peşmerge'nin yanında. PKK'nın bölgeden çekilmesi Türkiye'nin de işine geliyor. Nedeni, Sincar'ın altındaki doğalgaz yatakları...
PKK Sincar'dan çekilir, Peşmerge bölgeye yerleşirse, şehir Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi'nin yani Barzani'nin olacak. Şöyle ki, Irak Anayasası'na göre Sincar, aidiyeti referandumla belirlenecek tartışmalı bölgelerden. Irak şartları referanduma el vermemiş, konu hala çözülememişti. Suriye iç savaşından sonra sonra IŞİD bölgeyi işgal etti. Peşmerge de IŞİD'i bölgeden temizledi. Eh, kanla kazanılan toprak için referanduma ne hacet... Fakat bölgede Irak'ın da gözü var. Malum, altı doğalgaz yatağı olan şehir öyle bırakılır mı? Bağdat hükümeti Sincar'a hanidir niyetlendiyse de, sahip çıkacak gücü hiç olmadı. Fakat İran'ın desteğiyle kurulan Şii Haşdi Şabi örgütü palazlanınca, Irak'ın da sesi yükselmeye başladı. En son geçtiğimiz hafta, Haşdi Şabi Sincar'a dayandı. Sonuç olarak bölgede hem PKK'nın hem Peşmerge-Türkiye'nin hem de Irak-İran'ın gözü var.
Amerikalılar da durumun farkında. Ortaklardan en zayıfı olan PKK'nın bölgeden çıkmasını sağlarsa, Türkiye'ye güzel bir kıyak olur. Böylece Türkiye de YPG'nin Rakka operasyonuna esip, gürleyip yağmaz... Türkiye'deki ahali bu duruma kızacak olursa, PKK'nın Sincar'dan kovulduğu türküleri çığırılmaya başlanır... Al sana Rakka için kusursuz bir "Membiç suskunluğu" modeli...

2 yorum:

  1. Hocam cok dogru yazıyosun da , millet daha dogrusu halkın yuzde 70 i diyim , bi operasyon beklentisi icinde . Anlayan da anlamayanda artik suriyede pkk olduğunu biliyo. Bunu bilen halk elbet sesini cikaricaktir. Gercekci olarak tehditin yok olmasi icin HUKUMETIN genis capli bi operasyondan baska bi secenegi yok bence.

    YanıtlaSil
  2. Türkiyenin yapacağı geniş çaplı bir operasyon tabiki en mantıklı olan gel gör ki bu operasyona ne abd ne de Rusya sıcak bakmıyor hatta izin vermiyor. Bunun en büyük örneğini el babtaki operasyon tamamlandıktan sonra esadın askerlerinin menbiçe sınırımız olan bölgeyi alarak yolumuzu kestiğinde gördük.

    YanıtlaSil